IMF, Reel Sektör, Orta Ve Uzun
Vadeye Dayalı Beklentiler:
IMF ile anlaşma yönünde Mayıs sonuna nazaran oluşan olumlu beklentiler Temmuz başında borsada yılın en yüksek seviyelerinin yakalanmasını sağladı.
Mayıs
ve Haziran aylarında gelen A.B.D. ve Avrupa ekonomilerine dair gidişata ilişkin
veriler, Temmuz başında gelen ve ekonomik durgunluğun devamını işaret eden
verilerle birlikte, ekonomik gidişata ilişkin pozitif beklentileri iyice
daralttı. A.B.D. yönetimince açıklanan kurtarma paketleri çeşitli açılardan
finansal kesimde göreceli bir rahatlamayı da beraberinde getirdiği söylenebilir.
Ne var ki; finansal kesimdeki bu göreceli rahatlama, reel sektör ve tüketici
kesimlerde mevcut olan orta ve uzun vadeli endişelerdeki artışı durdurmakta
yeterli görünmüyor. Bunda, özellikle A.B.D. ve Avrupa'dan gelen %9,5
büyüklüğündeki son yılların en yüksek işsizlik rakamları oldukça önemli bir rol oynamaktadır.
Geçtiğimiz dönemde Dünya bankasınca yapılan ekonomik büyümede daha da daralmayı öngören revizyon, yatırımcıların risk ve getiri tercihleri açısından daha muhafazakar bir tutum sergilemesi neticesinde hisse senedi ve emtia piyasalarında bir düşüşü takibende Euro/Dolar paritesinde doların değerlenmesine neden oldu.
Amerikan Federal Açık Piyasa Komitesi'nden (FOMC) gelen borç miktarının arttırılmayacağı ve faizinde mevcut seviyesinde sabit tutulacağı yönündeki açıklamalar, sınırlı ölçüde de olsa FOMC'nin gelecek ayki toplantısına kadar piyasaları rahatlattı. Şüphesiz ki, mevcut genişlemeci para politikasının yakın zamanda terk edileceği yönündeki artan beklentiler gelecek ay yapılacak FOMC toplantısının önemini,
ilerleyen dönemdeki para politikası ile ilgili verebileceği sinyaller açısından bir kat daha arttırmaktadır.
Haziran sonunda Avrupa Merkez Bankası'ndan (ECB) gelen olumlu Tüketici Fiyat endeksi, PMI, Ekonomik Güven Endeksi ve Cari İşlemler Dengesi verileri Euro/Dolar paritesinde Euro'nun değer kazanmasını sağlayarak, paritede Mayıs sonu seviyelerinin tekrar yakalanmasını sağladı.
Temmuz ayının ilk günlerini takiben gelen olumsuz işsizlik, üretici fiyat endeksi ve perakende satışlar gibi verilerle paritede tekrar dolar lehine bir güçlenme gözlemlendi. Bu süreçte İngiltere'den gelen verilerdeki olumlu ve olumsuz yöndeki çeşitlilik, İngiliz ekonomisinin mevcut krizle olan mücadelesinde düzlüğe çıkmak için daha kat edecek çok yolu olduğunu yönündeki düşünceleri güçlendirmektedir.
Dünya borsaları ve emtia piyasası genelinde ise borçlanma piyasalarındaki olumlu gelişmelerden kaynaklanan bir yükselme eğilimi gözlemlendi. Enflasyonist beklentilerin de tetiklemesiyle beklentilerin ötesinde bir fiyat artış baskısı gözlemlenen bu piyasalarda, bazı öncü ekonomik göstergelerdeki çelişki fiyatların daha da yükselmesinin önündeki yegâne engeli oluşturmakta.

İngiltere'den gelen verilerdeki olumlu ve olumsuz yöndeki çeşitlilik, İngiliz ekonomisinin mevcut krizle olan mücadelesinde düzlüğe çıkmak için daha kat edecek çok yolu olduğunu yönündeki düşünceleri güçlendirmektedir.
Piyasalarda son zamanlarda gözlemlediğimiz olumluya dönük pozitif hava petrol ve emtia fiyatları genelinin artmasıyla sonuçlandı. Yılın ilk iki ayında 33 dolar seviyesinde bulunan petrol, mayıs başında kasım vadeli ham petrol fiyatlarının 63 dolar direncini kırmasını takiben, mevcut dönemde 70 dolar bandında tutunmaya çalışmaktadır.
Bu durum diğer emtialar ve değerli madenler için de benzer durumdadır. Yılbaşından buyana demir ve kömür fiyatlarındaki göreceli olarak düşük seviyeler sebebiyle, Çin önceki yıllar aylık ortalamasından %24 fazlasını geçtiğimiz Ocak-Mayıs döneminde ithal etmiş görünüyor. Bu yüksek ithalat seviyesi de yılın geri kalanyarısında Çin'in kömür ve demire olan talebinde bir düşüş gözlemlememizi getirebilir.
Kaldı ki, dünyanın en büyük ham çelik üreticilerinden biri olarak Çin, önceki yıla kıyasla yaklaşık %11'lik bir artışla ham çelik üretimini devam ettirmektedir ve yılın kalan yarısında da bu üretim hızını koruyacağa benzemektedir.
Yurt içi piyasaların seyrine gelince, IMF ile anlaşma yönünde Mayıs sonuna nazaran oluşan olumlu beklentiler Temmuz başında borsada yılın en yüksek seviyelerinin yakalanmasını sağladı. Şüphesiz, bu iyimser havada Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın Brüksel'de gerçekleştirdiği ve IMF ile muhtemel bir anlaşmanın gerçekleşebileceği yönündeki açıklamasının rolü büyük.
Bu pozitif tabloda MSCI Türkiye ve gelişmekte olan piyasalar endeksleri arasındaki pozitif farktaki azalmada borsadaki bu olumlu havanın yaşanmasında etkili oldu. Borsadaki bu yüksek seviye, ilerleyen dönemde kar realizasyonlarını da beraberinde getirebilir. Dolar / TL kurunda ise 2008'in son çeyreğine oranla oldukça düşük seviyede bir dalgalanma söz konusu. Bu durum, diğer gelişmekte olan piyasalara kıyasla
Türkiye'nin döviz kuru,hisse senedi piyasaları ve Finansal kesimin uluslararası alandaki kredibilitesi açısından en azından kısa vadede belli bir güce sahip olduğunu işaret etmektedir. Göreceli olarak diğer gelişmekte olan ekonomilerle kıyaslandığında, oldukça güçlü durumda görünmesine rağmen GSYH da gerçekleşen beklentilerin ötesinde bir daralma ve önceki aydan gelen rekor seviyedeki işsizlik rakamlarının henüz
finans piyasalarınca tam anlamıyla fiyatlandığı söylenemez.Kısa vadede bu verilerin piyasaya yansımasında,IMF ile gerçekleşmesi muhtemel anlaşmaya ilişkin sürecin oldukça etkili olması beklenebilir.