Anasayfam Yap
Favorilere Ekle
serbest piyasa
www.insaattrendy.com - Copyright © 2007-2009 - Sitenin Her Türlü Telif ve Yayın Hakkı İnşaat Trendy Dergisine Aittir. e-mail: info@insaattrendy.com - haber@insaattrendy.com
Hüseyin Kırçıltepeli: Dünya Ekonomisinde Resesyon Süreci Devam Ediyor IMF,  Reel Sektör,  Orta Ve Uzun Vadeye Dayalı Beklentiler Hedef Online, Son Çeyreğe Girerken: Beklentiler ve Senaryolar
SON ÇEYREĞE GİRERKEN: BEKLENTİLER VE SENARYOLAR
      2009 yılının ilk döneminden itibaren finansal sektörlerdeki gözlemlenen genişlemenin sonuna gelip gelmediğimiz ya da bu ekonomik ve finansal durumun ekonomik veriler tarafından desteklenmemesi durumu son çeyrek analizlerinde temel tartışma konusu olarak belirlenmiş gözüküyor. Özellikle yüksek çıkan işsizlik verileri korkulan çift dip olasılığını perçinler nitelikte. Tarım dışı istihdam rakamları ve işsizlik başvurularındaki artış piyasaların reel sektörün ve hükümetlerin krizden kurtulduklarına ve resesyondan çıktıklarına dair düşüncelerinin pekişmesinde ya da resesyonun hala sürdüğüne ve yeni dipler yaşayacağımızın bir kez daha göz önünde bulundurulmasında hayati önem taşımakta.
      En temel kriz sorunu olarak artan likidite ile birlikte artık işsizliği de göz önünde bulunduruyoruz. Avrupa bölgesinde %9.6 çıkan işsizlik rakamları özellikle İspanya gibi hizmet sektörüne dayalı ekonomilerde çok büyük sorun çıkarıyor ve İspanya hükümeti de dahil olmak üzere bütün Avrupa hükümetleri istihdamın arttırılması yönünde çalışmalarını hızlandırıyor.Nobel ödüllü ekonometrist Joseph Strigliz’e göre bu süreç 2014 e kadar etkisini gösterecek ve yüksek işsizlik değerleri bir süre daha ekonomiler üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek. Düşük istihdam yani yüksek işsizlik üretimin ve tüketimin düşük olmasını da dile gösteriyor. Bu şekilde harcamalar ve paranın dolaşım hızı sorunları dolayısıyla da GSYH rakamlarında açıklara neden oluyor. Büyüme rakamlarındaki bu düşüş eylül ayı verilerinde özellikle ABD cephesinde bir miktar güç kesmiş gözüküyor. Krugman bu durumun önemli olduğunun altını çiziyor ancak hala büyüme rakamlarının olması gereken düzeyde olmadığının da dikkate alınması gerektiğini de şiddetle belirtiyor ve bu durumun 2010 yılında çift dipli kriz yaşanacağının, krizden çıkışın ya da krizin işaretinin ‘W’ olacağının göstergesi olduğunu söylüyor. Bu durumu kanıtlayan veriler eylül itibariyle hala gözler önünde bu algılamanın en temel sebebi şuan ki kıpırdamanın stoklar üzerinde oluştuğu ve aynı senaryonun 2001 de ve dolayısıyla da 2002 de görüldüğünün açık olması ancak o zaman krizin ve likidite bolluğunun ya da emisyon ihtiyacının bu denli büyük olmamasının ‘W’ şeklini tamamlayamadığını unutmamak gerekir. Yani çift dip için gerekli olan düşük GSYH şu an için ekonominin önünde durgunluk riski olarak korkulan bir şekilde duruyor. ABD’nin önemli iktisatçılarından Roubini’nin (ki kendisi krizin kahini olarak bilinir) çift dip söylemlerinin de 2009 sonunda ve 2010 başında özellikle finans sektörünü uyarması da ‘W’ görüntüsü için akıllarda soru işareti bırakıyor. Ayrıca başkan Obama’nın wall street çalışlarına ve broker firmalara yönelik açıklamaları da bu konuda dikkat çekici bir hal alıyor. Krizin bankaların anlamsız kar amaçlarının neden olduğu savını destekleyen başkan Obama bir süre daha oluşan yüksek likidite seviyesinin süreceğini ancak bunun zamanla piyasadan emileceğini en azından bir trilyon dolarlık bir meblağın en geç kasım ayında emisyona uğrayacağını dile getirdiğini yıl sonu kapanışlarını gözden geçirirken ve yıl sonundaki pozisyon hesaplarımızda bunları dikkate almamız gerektiğini sanırım unutmamalıyız. Eğer büyüme rakamları istenilen düzeye ulaşmaz ve stok olarak büyüyen piyasa daha doğrusu stoklarla beslenen büyüme sürdürülemezse ABD her yıl 2 trilyon civarında bir açığı kaldırabilecek veya sürdürebilecek güce 2010’un ilk çeyreğinde sahip olamayacak ve tekrar düşüş hareketlerine üretim daralmasına ve bir dalga daha istihdam düşüşüne yol açacağına emin olabiliriz.
      Yukarıda çizdiğimiz kötü senaryoların aksini düşünenlerde var. Hatta bu düşüncelerin risk iştahını ciddi biçimlerde artıracağını piyasaya olumlu yansıyacağını ve bunun empoze edilmesi gerektiğini söylüyorlar . Genelde portföy yönetimi çevresi ve yatırım danışmanlığı şirketleri bu kötü senaryolardan finans sektörünün etkilense dahi yıkılmayacağını bu yükselişin düzeltme hareketlerinin mutlaka görülebileceğini ancak yinede bunun yeni bir kriz getirmeyeceğini, düşüşlerin sağlıklı düzeltme hareketleri olarak kalacağını dile getiriyorlar . Tabiî ki bu görüşleri sadece finans sektörü firmaları savunmuyor IMF başkanı Kahn da bu savı dile getirenlerden. Kahn’a göre gelişmekte olan ülkeler ve MB’ları kriz boyunca bazı aksaklıklar ve zamanlama hataları yapsalar da yerinde müdahalelerde bulunarak piyasaları ve reel sektörü korumuştur. Ayrıca IMF de gelişmekte olan piyasalara Dünya Bankasıyla birlikte sağladıkları kredilerle nefes alma imkanı sağlamış ve bunun dışında başta Brezilya olmak üzere gelişmekte olan ülkeler bu konjonktürden fazlasıyla yararlanmıştır. Bu durum ekonominin tekrar bir durgunluğa ya da gerilemeye girme ihtimaline sahip olsa da hem bu verilerin hem de kurtarma planlarının işe yaramasının çok önemli olduğunu ve 2010 yılında önemli büyüme rakamlarına ulaşabileceğimizi dile getiriyor. Kahn’a katılan gelişmiş ülkelerinin başkanlarını ve bakanlarını da eklersek sanırım ciddi bir politik destek de bu kanatta seziliyor.
      3. Çeyrekte gözlemlenen yüksek emtia fiyatları iki şekilde yorumlanabilir; bu hem üretimin arttığına bir işarettir hem de stokların bittiğine yani elimizdeki mallar bitmiş biz yenilerini yapmak için büyümede ve hatta istihdamda bir takım kıpırdamalar yaşıyor olabiliriz ancak yeni üretimlerin alıcı bulabilmesi şu anda piyasa açısından oldukça önemli. 2009’un son çeyreğinde kişisel harcamaların ve imalat verilerinin önemi 2010 ön görüleri açısından bir kademe daha ön plana çıkacak. Borsaların hala beklenen zirvelerde olmadığı da gözlemleniyor ancak beklenen zirvelerin kriz öncesi petrolün varilinin 150 $’ın üzerine çıktığı ve 200 $ konuşulduğu, likidite ve piyasadaki dolaşım hızının oldukça yüksek olduğu bir dönem olduğu düşünülürse en azından son baharda borsaların yükselişlerinde bir kademe nefes alma dönemlerinin geldiğini söyleyebiliriz. İMKB 57000 seviyelerine göz kırpsa da piyasada bu durum petrol fiyatları ve enflasyon rakamlarıyla hatta emtia fiyatlarıyla desteklenmeli ve hedge fonların dolanım hızının bir kademe daha artırılması gerekmektedir. Bugünkü seviyelerden ekim ve kasım için dolar bazında gidebileceğimiz 0,25 dolarlık bir boşluk daha var ancak bu seviyeye çıksak bile son baharda düzeltme düşüşleri yeni zirveler için sağlıklı bir yükseliş getirecektir. Yurtiçinde doların beklenen seviyelerinin 1.55 ve üzeri olduğu bu seviyelerin revize edilme olasılığının da çok düşük olduğu döviz cephesinde dikkate alınması gereken önemli bir nokta. Bankalar 2009 karlarını maksimuma çıkarmak isteyecekler ve bu yönde piyasaları yönlendiremeye çalışacaklardır ancak unutulmamalıdır ki bankalar açısından bu karlar 2010’da görülmeyecektir. Bu durum bankaların yıl sonu kapanış pozisyonları ve bilançoları için azami önem taşıyor. Bu süreçte hem Türkiye hem de dünyanın yönü açısından önemli bir gelişme ekimde İstanbul’da yapılacak olan IMF ve Dünya Bankası toplantıları olacaktır. IMF anlaşmasının uzak olduğu kredi almadan orta vadeli planlar üzerinde çalışıldığı bu dönemde yönümüz ve ülkemiz açısından toplantılardan bir çok sonuç çıkarabiliriz. 2009’un son çeyreğine bu buluşmanın ışığında girilecek olmasının da önem taşıdığı unutulmamalıdır.
- Geri -