Dünya Ekonomisinde Resesyon Süreci Devam Ediyor
Başta FED olmak
üzere belli başlı
merkez bankalarının
yetkilileri resesyonun
2009 yılı sonuna
kadar devam edeceği
2010 yılında ise sona erebileceğine
yönelik öngörülerde
bulunuyorlar.
Amerika Birleşik Devletleri’nde
son aylarda
açıklanan konut sektörü
verilerinde meydana gelen
olumlu gerçekleşmeler
bu öngörüyü bir bakıma
onaylıyor.Ancak bu
olumlu gerçekleşmelerin
henüz büyüme oranı ve
istihdama yansımaması
krizin hala devam ettiği
anlamına geliyor.
A.B.D.’ de resesyonun
çözümü için bir bakıma
liberal anlayış terk edilerek,peş peşe önlem paketleri
açıklanıyor.FED başkanı Bernanke’nin
bu ay açıkladığı pakette piyasalardan 1,5 trilyon
dolara yakın miktarda tahvil satın alacağını açıklaması
özellikle finans şirketi hisselerinde ciddi
yükselişlere neden oldu.Yeni Hazine Bakanı Geithner’in
açıkladığı toksik varlıklardan arındırma
programı iyimserliğin daha da artmasına neden
oldu.Ancak bu önlem paketleri, uygulama sürecinde
artan dolar arzının doların rezerv para
konumunu sarsabileceği ve uzun vadede enflasyona
neden olabileceği
şeklinde eleştiriliyor.
Nisan ayı başında
yapılacak olan G 20 zirvesinde
önemli kararlar
alınması bekleniyor.Zirvede
Çin ve Rusya’nın
ilginç öneriler sunması
bekleniyor.Her iki ülkenin
ekonomi kurmayları,
doların istikrarsızlığı
ve FED’in dolarizasyona
başlaması nedeniyle,
yeni bir rezerv para birimi
oluşturulması fikrini,
basına yansıtarak bir
bakıma nabız yokladılar.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında,
Bretton Woods
sürecinde Keynes’in ortaya
attığı bu fikrin yeniden
gündeme gelmesi
durumun bir bakıma
ciddiyetini ortaya koyuyor.G 20 zirvesinde yeni
bir finansal sistemin temeli atılabilir,bu nedenle
dikkatle takip etmekte yarar var.

Euro Bölgesi’nde ekonomik göstergelerin hala bozuk olmasına karşın Mart ayında
Almanya merkezli ZEW enstitüsü yetkililerinin verdiği olumlu mesajlar, resesyonun tahmin edildiğinden çok daha kısa süreceği yönünde.

Euro Bölgesi’nde ekonomik göstergelerin
hala bozuk olmasına karşın Mart ayında Almanya
merkezli ZEW enstitüsü yetkililerinin verdiği
olumlu mesajlar, resesyonun sanılandan kısa
süreceği yönündeydi.Tüm dünyada faizler hızla
düşerken,Avrupa Merkez Bankası,enflasyon bahanesiyle
euroyu dolar karşısında rezerv para
olarak pazarlamak adına faiz oranlarını ,dünya genelinden çok daha düşük bir ivme ile düşürüyor.Almanya
ve Euro Bölgesi’nde en azından ekonomi yetkililerinde
görülen iyimserlik, İngiltere’ye yansımıyor.İngiltere
de özellikle konut ve istihdamda görülen sorunlarda
en ufak bir düzelme yok.
Yurt içi piyasalara,yurt dışında esen kalıcı olduğu
şüpheli iyimser hava Mart ayında
yeterince yansımadı.Bu duruma
neden olarak yerel seçim
ve IMF ile yapılması beklenen
stand by anlaşması sürecine
ilişkin belirsizliği gösterilebilir.
Ancak Nisan ayında bu iki
belirsizliğin ortadan kalkacak
olması,Türk lirasında ciddi bir
değer artışına neden olabilir.Bu
nedenle son aylarda iç talepte
görülen ciddi daralma nedeniyle
düşen enflasyonda kur
kaynaklı yeni bir düşüş beklenebilir.Ancak enflasyondaki
bu düşüş,Türkiye ekonomisinin kırılganlığının arttığı
gerçeğini değiştirmiyor.Sanayi üretiminde görülen rekor
düşüş ile cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizlik oranları,
ülkemiz ekonomisinin içinde bulunduğu resesyon
sürecinin ciddiyetini ortaya koyuyor.
Yurtiçi ve yurtdışı piyasalara,inşaat sektörü perspektifinden
bakarsak,yurt içinde görülen daralma,inşaat
sektörünün daha da yavaşlamasına neden oluyor.Gelecek
yılın ilk aylarına kadar ekonomide ciddi bir toparlanmanın
meydana gelmesi zor
görünüyor.Avrupa ve ABD’de
inşaat sektöründe,dibin de görülmesinin
etkisiyle toparlanma
sinyalleri alınmasına karşın
İngiltere de inşaat sektörünün
toparlanması daha fazla zaman
alabilir.Rusya ve Ortadoğu
cephesindeyse,petrol fiyatlarında
geçtiğimiz aylarda meydana
gelen ciddi düşüşün etkisiyle
görülen ciddi daralmanın emlak
piyasasına yansıması olumsuz
oluyor.En popüler öngörü olan 2010 yılında dünya
ekonomisinin büyümeye geçmesi senaryosunun gerçeğe
dönüşmesi halinde Rusya ve Ortadoğu ülkelerinde emlak
pazarında ciddi bir canlanma beklenebilir.
