Anasayfam Yap
Favorilere Ekle
serbest piyasa
www.insaattrendy.com - Copyright © 2007-2009 - Sitenin Her Türlü Telif ve Yayın Hakkı İnşaat Trendy Dergisine Aittir. e-mail: info@insaattrendy.com - haber@insaattrendy.com
*  TÜRKİYE'Yİ İNŞA EDEN MÜHENDİSLER *
Türkiye'yi İnşa Eden Mühendisler. Fuat Diriker Şeref Atılay Asaf Yeğenoğlu Ruhi Kafesçioğlu İsmet Aka Vahit Kumbasar Ali Orhan Bangal Haluk Özberki Muzaffer Sudalı Muammer Çağdaş
       İTÜ’de mühendis  arkadaşların  ayda bir düzenledikleri  öğle  yemeğindeyiz. En genci 85, en yaşlısı ise 90 yaşında. Herkes şık mı şık, kibar mı kibar, yakışıklı mı yakışıklı... Zehir gibi  bir  zihne  ve  gayet  sağlıklı  bir  görünüme  sahipler. Anıtkabir,  Atatürk  Kültür  Merkezi,  Lütfi  Kırdar  Kongre  ve  Sergi Sarayı,  demiryolları,  barajlar, limanlar, gökdelenler, fabrikalar  ve  holding  binalarının  çoğu  onların  imzasını  taşıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında çok zor şartlar altında İTÜ’de eğitim görmüş, savaşın 1945’te  bitmesiyle birlikte de mezun olmuşlar. Savaş sonrası bu mahrumiyet döneminde ise kimisi kamuda, kimisi özel sektörde, kimisi de üniversitede öğretim  üyesi  olarak  çalışarak  ülkenin  kalkınmasında önemli rol almış. Kendi deyimleriyle “kazma kürek” ile Türkiye’yi inşa etmiş inşaat mühendisleri ve mimarlar onlar...


     “Eskiden her şey çok farklıydı.1950’lerde İstanbul’da nüfus 1 milyondu. Şimdi 20 milyona yakın.Beklentiler bile değişti. İnsanlar artık  mutluluğu  bir şeye  sahip  olmakta görüyorlar. Biz öğrenciyken sınıfta 40 kişiydik. Sadece üç kişide radyo vardı.”Ama biz mutluyduk,değil mi be Fuat?” diye sesleniyor yemekte yanında oturan ve afiyetle balığını yiyen arkadaşına Haluk Özberki (89). Hem  okuyup  hem  çalıştığını  anlatıyor  bize. “Üniversite üçüncü sınıftayken Merzifon’da, dördüncü sınıftayken  Elazığ - Van  hattında ve  Murat Çayı’nda, beşinci sınıfta ise Denizli sulamasında çalıştım. Hayatım hep dilim dışarıda, çalışmakla geçti. Mersin’de 175 metre yüksekliğindeki gökdeleni inşa ettim” diyor bize heyecanla.


“Bizim işimiz zordu artık bilgisayarla daha kolay”

    Yanında oturan arkadaşı Fuat Diriker(88) ise bir İngiliz firmasıyla birlikte İstanbul’un bütün kanalizasyonlarını yaptığını söylüyor. Aynı  zamanda  Edirne - Kınalı  otoyolu, İstanbul’daki  İş  Bankası  binaları, askeriyenin  lojmanları, Mardin’deki çimento fabrikası, hatta Koç’un Kabataş’taki ilk genel müdürlük binasının altında da onun imzası olduğunu öğreniyoruz.

     88 yaşındaki Asaf Yeğenoğlu  grubun neşe kaynağı. İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte okula başladıklarını, Hiroşima’ya atılan atom  bombasından  sonra  sona  eren savaşla birlikte de mezun olduklarını anlatıyor gülerek. Yeğenoğlu da yaptığı işlerle  Türkiye’ye  büyük  katkısı  olan inşaat  mühendislerinden. 36 yıl  Devlet Demiryolları’nda  çalıştıktan  sonra emekli olduğunu,20 yıl da özel sektörde çalıştığını anlatan Yeğenoğlu, “Bugüne kadar 200 köprü, 4 tünel, 28 kilometre demiryolu hattı yaptım. 80  yaşına kadar çalıştım. Artık  bilgisayarla çalışmak çok kolay. Bizim zamanımızda o statik hesapları elle yapmak çok zamanımızı alıyordu. Çok yorulurduk” diyor.

     Mezun olur olmaz İTÜ’de asistan olarak çalışmaya başladığını,bu okuldan da emekli olduğunu anlatan İsmet Aka (85) da  mesleklerini  çok  zor  şartlarda  icra  ettiklerini  anlatıyor: “Savaş  zamanı  çok sıkıntı  çektik. Kaloriferler  yanmazdı, üzerimizde paltolarla derse girerdik”. Bugüne kadar  Aka’nın inşa ettiği en önemli yapılar arasında ise  Anıtkabir’in mozole kısmı,  Atatürk Kültür Merkezi, Lütfi Kırdar Kongre  ve  Sergi Sarayı ile  Sultanahmet’teki  İstanbul Adliye Sarayı var. Bize ayrıca İnönü Stadı’nın saçağında da imzası bulunduğunu anlatıyor...

      İnönü Stadı’nda  imzası  olan  mühendis  olur  da  Fenerbahçe  Stadı’nda  “parmağı olan”  mühendis olmaz mı? İşte o mühendis  Ali  Orhan  Bangal (89): “Fenerbahçe Stadı’nın  ilk kısmını  inşa etmek  kısmet oldu”  diyen  Bangal,  ayrıca demiryollarında  çalışmış, Eskişehir  ve  Florya Garı’nı  inşa etmiş. Bütün  depremlerde  hasar tespiti de  yaptığını anlatan Bangal, 85 yaşına kadar çalıştığını söylüyor.


İTÜ binasına ilk kazığı çakan mühendis

     Muammer Çağdaş (88) 1940’lı  yıllarda  imkanların çok kıt olduğundan, mahrumiyet  döneminde  çalıştıklarından söz ediyor: “Ama  bize  herhangi  bir yerde  iş var  dediklerinde  o  mahrumiyet bizim gözümüzde hiçbir engel teşkil etmezdi. Şimdiki gençlerin aksine  ülkenin en ücra yerlerine bile gittik. Biz yol yapımında kazma kürek kullanırdık. Bugün en ufak bir hendek kazılacağı zaman mühendisler ‘Bu nasıl kazılır, makine yok mu?’ diye soruyorlar.”

     Çağdaş’ın İstanbul’da Göksu deresinin üzerindeki köprüyü, Haliç’te bir türlü tutmayan rıhtımı ve Bergama’da bir tekstil fabrikası yaptığını öğreniyoruz.Çağdaş aynı zamanda Ayazağa’daki İTÜ binası inşa edilirken ilk kazığı çakan mühendis...

     Şeref Atılayy (88) ise Londra Asfaltı’nın yapımında görev almış. Bugüne kadar pek çok köprü ve bina inşaatları yapan Atılay’ın, İskenderun  limanı, Şile  limanı  ve  Marmara’daki  pek  çok  iskelede de  imzası  var. “Ayrıca  İzmit’teki  Merkez Bankası binası, Abdi İbrahim ilaç fabrikası da yaptığım inşaatlar arasında” diyor...

     Bülent Demiren  (88)  ise  İstanbul’daki  Hilton  otelinin  inşaatında  görevliymiş. 88  yaşında  hâlâ  çalışan  Demiren, binalarda enerji tasarrufu için kullanılan YTONG’u Türkiye’ye getirdiğini anlatıyor.

      İTÜ  Mimarlık Fakültesi’nden  22  yıl  önce  emekli  olmuş, 40  yıl  üniversitede  hocalık  yapmış  bir  isim  Prof. Ruhi Kafesçioğlu (90). Hâlâ  okulunun  içinde  olduğu  araştırma  projelerine  katılan  Kafesçioğlu, 1948’den  beri  üniversitede sürdürdüğü  bir  araştırmanın  nihayet  sonlarına yaklaştıklarını ifade ediyor: “Toprak yapıyla ilgili bir proje. Minimum enerji kullanımıyla, yakıt tüketimi olmadan bir duvar malzemesi üretme çalışması bu.”


“Mühendisler ülkelere medeniyeti getirir”

    Grubun en genci ise 85 yaşındaki Muzaffer Sudalı. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde 43 yıl hocalık yapmış. Geçmişe özlem duyduğunu anlatıyor bize: “Biz eski İstanbul’u özleyen insanlarız.”

     Prof. Vahit Kumbasar (88) hayatını İTÜ’de mühendis yetiştirmeye adamış bir isim. Çünkü  ona göre  mühendisler  bir ülkeye medeniyeti getiren insanlar: “Türkiye’de  medeniyetin gerektirdiği demiryollarını, barajları, limanları, binaları aklınıza ne geliyorsa bizler yaptık. Bugün mühendisler sayesinde rahat yaşanıyor.”
Haber Kaynağı: Milliyet, Bade GÜRLEYEN.                                                                                                                                       - Geri -